Azerbaycan Cumhuriyeti Medya ve Yayın Konseyi, son günlerde Türkiye medyasında ve özellikle sosyal medya platformlarında Azerbaycan’a yönelik yayılan bazı içeriklere ilişkin açıklama yaptı.
“Üzücü ve kabul edilemez bir durum”
Azerbaycan’ı karalayıcı nitelikteki paylaşımların iki ülkenin kardeşlik ilişkilerine zarar vermeyi amaçladığına dikkat çekilen açıklamada, “Asılsız ve taraflı iddiaların yaygınlaşması, kamuoyumuzda haklı bir endişe yaratmaktadır. İki kardeş ülke arasındaki ilişkilerin yüksek düzeyi ve karşılıklı güven ortamı göz önünde bulundurulduğunda, Azerbaycan’a yönelik karalama kampanyalarının kısa aralıklarla süreklilik kazanmasını, taraflı iddiaların ve dezenformasyonun rahatlıkla yayılmasını ve bunlara karşı hiçbir önlem alınmamasını üzücü ve kabul edilemez bir durum olarak değerlendiriyoruz.” denildi.
“Bu tür eylemler Türkiye Cumhuriyeti mevzuatına da aykırıdır”
Azerbaycan Cumhuriyeti Medya ve Yayın Konseyi, söz konusu paylaşımların münferit kişilerin girişimleri olmadığını ileri sürdü.
Açıklamada, içeriklerin belirli bir koordinasyon ve ortak yaklaşım kapsamında yürütülen, belli çevreler tarafından yönetildiği öne sürülen bir kampanyanın parçası olduğu iddia edildi ve şu ifadeler kullanıldı:
“Bu tür eylemler, hukuki ve etik sınırlarla bağdaşmamanın yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti mevzuatına da aykırıdır. Diğer benzer durumlarda olduğu gibi, Azerbaycan söz konusu olduğunda da gerekli hassasiyetin gösterilmesi ve mevzuatın gereğinin yerine getirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
Azerbaycan tarafı, Türkiye medyasında ve sosyal medyada yaşanan gelişmeleri dikkatle takip etmektedir. Mevzuatta öngörülen ilgili tedbirlerin alınması, bu kapsamda karalama kampanyasının organizatörlerinin ve uygulayıcılarının ülkemize girişlerinin kısıtlanması seçeneğinin değerlendirilmesi de ihtimal dışı değildir. Kamuoyumuz, iki devlet ve halk arasında oluşmuş tarihî, siyasi ve manevi bağlara, karşılıklı güvene ve stratejik müttefikliğe zarar vermek isteyenlere meydan verilmesini kabul edilemez bulmakta ve bu tür girişimlerin önlenmesi için somut adımlar atılmasını beklemektedir.”





