DİS/Genel-İş, yoksulluk ve gelir adaletsizliğine ilişkin yaptığı açıklamada, yoksulluğun yalnızca ekonomik kaynakların yetersizliğinden ibaret olmadığını, insanların insanca yaşama, kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olma ve potansiyellerini gerçekleştirme olanaklarından mahrum bırakılması anlamına geldiğini vurguladı. Açıklamada, yoksulluğun toplumsal eşitsizliklerle birlikte kuşaktan kuşağa aktarıldığına dikkat çekildi.

“Yoksulluk her geçen gün derinleşiyor”

Açıklamada, sermaye sahiplerinin servetleri büyürken işçi sınıfının yoksullaşmasının ve güvencesizliğinin arttığı ifade edildi. Neoliberal politikalar doğrultusunda çalışma yaşamının daha esnek ve güvencesiz hale getirildiği belirtilirken, emekçilerin yıllar içinde kazandığı hakların daraltılmasına yönelik girişimlerin çalışma yaşamındaki eşitsizlikleri derinleştirdiği kaydedildi.

DİSK/Genel-İş, dünya genelinde milyonlarca insanın yeterli beslenme, temiz içme suyu ve sağlık hizmetlerine erişmekte zorlandığına işaret ederek, yoksulluğun insan onuruna yaraşır yaşam koşullarını ortadan kaldıran temel toplumsal sorunlardan biri olduğunu belirtti.

“Çalışanlar da yoksullukla mücadele ediyor”

Türkiye’de gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderek derinleştiği vurgulanan açıklamada, yoksulluğun artık yalnızca işsizlerin ya da güvencesiz çalışanların sorunu olmadığına dikkat çekildi. Yıllarca çalışmış, üretmiş ve emek vermiş insanların da temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiği ifade edildi.

Açıklamada, emekli bir yurttaşın 23 bin TL aylık gelirle kira ve yaşam giderlerini karşılamaya çalışırken beş yıldır et yiyemediğini belirterek “Et yemek istiyorum” sözleriyle yaşadığı sıkıntıyı dile getirmesinin, ekonomik koşulların geldiği noktayı gözler önüne serdiği kaydedildi.

Üniversite öğrencilerinin eğitimlerini sürdürebilmek için burs aramak zorunda kalması ve barınma sorunları yaşaması da yoksulluğun yalnızca bugünü değil, gelecek kuşakların yaşam olanaklarını da tehdit ettiğinin göstergesi olarak değerlendirildi.

Kadınlar yoksulluktan daha fazla etkileniyor

Açıklamada, yoksulluğun toplumun bütün kesimlerini aynı biçimde etkilemediği belirtilerek kadınların düşük ücretli ve güvencesiz işlerde yoğunlaşmasının yanı sıra çocuk, yaşlı ve hasta bakımını üstlenmeleri nedeniyle daha ağır koşullarla karşı karşıya kaldıkları ifade edildi.

Ücretsiz bakım emeğinin büyük ölçüde kadınların omuzlarına bırakılmasının, kadınların çalışma yaşamına katılımını ve ekonomik bağımsızlıklarını sınırlandırdığına dikkat çekilen açıklamada, yoksullukla mücadelenin gelir artışının yanı sıra eşitliği, kamusal hizmetleri ve bakım sorumluluklarının adil paylaşımını da kapsaması gerektiği vurgulandı.

“Temel ihtiyaçlar piyasanın insafına bırakılamaz”

DİSK/Genel-İş açıklamasında, gelirin ve servetin adil paylaşılmadığı, emeğin karşılığının verilmediği ve temel ihtiyaçların piyasanın koşullarına terk edildiği bir düzende yoksulluğun kalıcı biçimde ortadan kaldırılamayacağı belirtildi.

Sosyal yardımların temel ihtiyaçlarını karşılayamayan insanlar açısından geçici bir destek sağladığı ifade edilen açıklamada, yoksullukla mücadele için ekonomik ve toplumsal koşulları değiştirecek kalıcı politikaların hayata geçirilmesi gerektiği kaydedildi.

“Mücadelemizi büyüteceğiz”

DİSKGenel-İş, milyonlarca insanın emeğiyle yaratılan zenginliğin dar bir kesimin elinde birikmesine karşı çıkmanın, insanca yaşam hakkını savunmanın ve gelir adaletini sağlamanın temel hedefleri arasında olduğunu belirtti.

Açıklama, yoksulluğun kader olmadığı ve bu sorunla mücadelenin örgütlü güçle büyütülmesi gerektiği vurgusuyla sona erdi. Sendika, varsılın serveti büyürken yoksulun yaşam olanaklarının daralmasına karşı mücadelenin sürdürüleceği mesajını verdi.

Muhabir: Seda OLGUN