Herkes kendi evinin önünü süpürsün!

Sapla samanı karıştırmak sadece bizim ile mi mahsus bilinmez.

Herkes kendi işine gücüne bakmak varken, yaklaşan STK seçimlerine dikkat kesilmiş bekliyor.

Ufukta ilimiz için üç önemli STK seçimi var.

Bu STK seçimleriyle ilgili birkaç söz etmeden önce STK seçimleri, STK yapılanmaları, başkanları, işleyiş, tüzük yani kısacası seçimle ilgili ciddi bir yasal düzenleme şart.

Bu durumun aslında hepimiz farkındayız.

İnanıyorum ki STK'lara ciddi bir seçim ve yasal düzenleme de getirilecektir, en azından benim dileğim o yönde.

Şimdi gelelim başlıkta “Herkes kendi evinin önünü süpürsün” dememin sebebine.

Kamu adına üyelerine destek verme amacıyla kurulan STK’ların yönetimleri,

Görevlerini gönüllülük esasıyla yaptıklarını savunuyor.

Buraya kadar iyi güzel kardeşim de 15-20 yıllık bir gönüllülük mü olur?

Koltuğa seçimle gelen gönüllü STK başkanlarımız, kendi şahsi işlerini güçlerini bırakıp, gönüllü yönetimleri bir türlü bırakamıyor.

Bu uzun yıllar süren gönüllülük bir kenara bir de STK başkanları, kendi STK’larının seçiminin yanı sıra diğer STK’ların seçimlerin de o ya da bu şekilde müdahil olmaktan da geri durmuyor.

“Kardeşim, senin yönettiğin odanın, STK'nın, derneğin hiç mi sorunu yok?

Sen niye bir başkasının seçimine müdahil oluyorsun?” dediğimizde,

Seçimlere karışmadıklarına dair gün yüzüne çıkmamış yeminler ediyorlar.

Birkaç kişiyi belki kandırıp inandırıyorlar da yeminin sahibi olan Allah’a karşı hiç mi utanmıyorlar da seçimlere müdahil olmadıklarını söylüyorlar?

Çoğu STK başkanı kendi işini bir kenara bırakmış, başkasının işine, seçimine müdahil olup işini yapmaya çalışanlara da ağır eleştiride bulunuyor.

Bu nasıl çelişkidir, bu nasıl yaman bir ilişkidir?

Vallahi ben çözemedim, siz çözebiliyorsanız çözün.

Gerçek olan şey şu ki;

Kokuşmuş bu düzenin değişmesine engel olmak isteyen, koltuklarıyla bütün olmuş bizim gönüllülüğü bitmek bilmeyen başkanlar, mezarının başına da o koltuklarla gitmek için var gücüyle uğraşıyor.

“Seçimler gelir geçer” demiştim geçen hafta.

Anladık koltuklarınız kıymetli ama herkes kendi STK'sına mukayyet olup ona buna burnunu sokmasa,

Zaten her şey “Su akar yolunu bulur” misali kendi seyrinde akıp gidecek.

İşin özü STK seçimlerine yaklaşırken ortalığı germenin hiçbir anlamı yok.

Mevcut başkanlara sesleniyorum:

Sizden önceki başkanlar nasıl seçimle koltuklarını sizlere devrettiyse sizler de elbet bir gün bu koltuklarınızı birilerine seçim yoluyla devredeceksiniz.

Herkes kendi evinin önünü süpürse bugün haberlere konu olan birçok üreticinin, işçinin, memurun sorunu çoktan hallolmuştu.

Görünen o ki asli görevlerinizi, üyelerinizi, nereden geldiğinizi unutmuş,

Başka görevlere soyunuyorsunuz.

Kimileri şehri idare etmeye, kimileri siyasete yön vermeye,

Kimileri de medyayı dizayn etmeye çalışıyor.

Ben de şunu sormak istiyorum kendilerine;

Sizin bu koltuklara seçilmenizin sebebi neydi, ana göreviniz neydi?

Bunları hiç hatırlıyor musunuz?

Herkes haddini, görevini bilmeli.

KGK Afyon’da

Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK), yerel medyayı Afyonkarahisar’da gerçekleştirdiği organizasyonla bir araya getirdi.

Her zaman olduğu gibi bu organizasyonda da başarılı bir programa imza atan KGK için, 2026 yılı adeta çalıştay yılı olmaya devam ediyor.

Meslektaşlarımızla buluştuğumuz Afyon programında,

Hem mesleki hem de kültürel anlamda doyurucu bir programa şahitlik ettik.

Basın mensupları iyi bilir ki ulusal basını yerel basın besler.

O nedenle bu tür organizasyonlar,

Yerel basın için de vatandaşın haber alma hakkına en iyi şekilde ulaşabilmesi için de çok kıymetli.

Buradan organizasyonda emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.

Hepinizin kirpiklerinden öperim.

Kalın sağlıcakla.