Hemen her evin girişinde, yeni açılan dükkânların duvarında ya da yeni alınan araçların aynasında ilk göze çarpan nesne değişmiyor: Mavi bir göz boncuğu. Yıllardır “kem gözü savar, belayı kovar” diye bilinen bu asırlık alışkanlığın dini boyutu ise bilinen ezberleri bozuyor.
Nazar haktır ama boncuk hurafedir
İslam kaynaklarında ve sahih hadislerde Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) “Nazar haktır” buyurduğu, göz değmesinin ve hasedin insana zarar verebileceği açıkça belirtiliyor. Ancak İslam âlimleri, bu zarardan korunmak için cansız bir nesneye sığınmanın dinde kesinlikle yeri olmadığını ifade ediyor.
Cansız bir cam parçasının insanı kazadan, beladan ve kem gözden koruma gücüne sahip olduğuna inanmak, Tevhid inancına aykırı düşüyor. Koruyucu ve kollayıcı tek gücün Allah olduğunu unutup bir eşyadan güç beklemek, kişiyi farkında olmadan şirke sürükleyebiliyor.
Hadislerde açık ikaz: “Allah onu korumasın”
Nazar boncuğu ve benzeri tılsımların İslam öncesi cahiliye dönemindeki batıl inançlara dayandığını belirten kaynaklarda, Peygamber Efendimizin şu sert ikazı yer alıyor:
“Kim bir nazarlık takarsa, Allah onun işini tamamlamasın; kim nazar boncuğu takarsa, Allah onu korumasın.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned)
Çare mavi cam değil, sureler ve dua
Nazardan korunmak isteyen vatandaşların kapı eşiklerine ya da çocukların yakasına mavi boncuk asmak yerine sünnete sarılması gerektiği, kem göze, kıskançlığa ve nazara karşı asıl kalkanın Felak, Nas, Ayet-el Kürsi ve Fatiha sureleri olduğu; bir güzellik veya nimet görüldüğünde ise hasedi kırmak için “Maşallah” ve “Barekkallah” denilmesinin esas çare olduğu vurgulanıyor.




