Aksaray’da eski eşi tarafından öldürülen Şefika Yeşildağ cinayeti kentte büyük üzüntü ve tepkiye neden oldu. Cinayetin ardından bir açıklama yapan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Aksaray İl Başkanı Cansu Bülbül, kadınların yaşam hakkının korunması gerektiğini vurgulayarak, “Kadınları koruyamıyorsunuz! Daha kaç kadının ölmesi gerekiyor?” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Bülbül, Şefika Yeşildağ’ın çocuğunu görme bahanesiyle eski eşinin gittiği evde 15 bıçak darbesiyle öldürülmesinin toplumda derin bir yara açtığını belirtti. Yeşildağ’ın annesinin kızının sürekli rahatsız edildiğini ve tehdit altında olduğunu dile getirmesinin cinayetin önlenebilirliği konusunda ciddi soruları gündeme getirdiğini ifade eden Bülbül, tehditlerin neden engellenemediğini ve koruma mekanizmalarının neden zamanında devreye girmediğini sorguladı.
“Kadın cinayetleri münferit olaylar değil”
Kadın cinayetlerinin artık münferit olaylar olarak değerlendirilemeyecek toplumsal bir sorun haline geldiğini kaydeden Bülbül, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine de dikkat çekti. Açıklamasında 2025 yılında 294 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü, 297 kadının ise şüpheli şekilde hayatını kaybettiğini belirten Bülbül, kadın cinayetlerine ilişkin verilerin düzenli ve şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyledi.
Şiddeti besleyen toplumsal eşitsizliklerin, tehditlerin yeterince takip edilmemesinin ve koruma mekanizmalarındaki eksikliklerin ortadan kaldırılması gerektiğini belirten Bülbül, cezasızlık algısının da şiddet faillerine cesaret vermemesi gerektiğini vurguladı.

İstanbul Sözleşmesi ve 6284 vurgusu
CHP Aksaray İl Başkanı Cansu Bülbül, açıklamasında İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararını da eleştirerek Türkiye'nin sözleşmeye yeniden taraf olması gerektiğini savundu. Kadına yönelik şiddetle mücadelede 6284 sayılı Kanun'un etkin uygulanmasının önemine değinen Bülbül, koruma kararları, uzaklaştırma tedbirleri ve elektronik takip gibi uygulamaların ihtiyaç duyulan her durumda gecikmeden devreye sokulması çağrısında bulundu.
Kadınların yardım taleplerinin ve şikâyetlerinin ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Bülbül, kadınların yaşam hakkını, özgürlüğünü ve eşit yurttaşlık hakkını savunmaya devam edeceklerini belirtti.
“Kadınları öldürülmeden önce korumak zorundayız”
Kadınların ayrılmak istedikleri için öldürülmediği, kendi hayatlarına ilişkin kararları özgürce alabildiği bir ülke istediklerini kaydeden Bülbül, kadınları korumanın bir lütuf değil, devletin anayasal ve hukuki sorumluluğu olduğunu dile getirdi.
Açıklamasını kadın cinayetlerine karşı mücadele mesajıyla tamamlayan Bülbül, “Kadınlar öldürüldükten sonra adalet aramak değil, öldürülmeden önce onları korumak zorundayız. Kadın cinayetlerine karşı susmayacağız, alışmayacağız, mücadeleden vazgeçmeyeceğiz!” ifadelerini kullandı.





