Diriöz; çocuklarda artan öfke patlamaları, saldırgan tutumlar ve akran zorbalığı gibi problemlerin arka planını anlatırken, kriz anlarında anne babaların nasıl bir yol izlemesi gerektiğini tüm detaylarıyla aktardı.

Tek suçlu ekran değil: uyku, beslenme ve çevre faktörü

Erken çocukluk dönemindeki çocukların öfke kontrolü, saldırganlık ve okul ile sosyal çevrelerindeki uyum problemlerinin sıklıkla ekran süresiyle ilişkilendirildiğini belirten Diriöz, tablonun sadece bundan ibaret olmadığını ifade etti. Diriöz, “Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki her öfke problemi, saldırganlık, uyumsuzluk ya da zorbalık yalnızca aşırı ekran kullanımına bağlanamaz. Aile içi düzen, çocuğun yetiştiği çevre, sosyal yaşam koşulları, uyku kalitesi ve hatta beslenme alışkanlıkları bile bu tip davranışsal problemlerin ortaya çıkmasında doğrudan etkilidir. Ancak ekran kullanımının bu süreci tetikleyen ve derinleştiren çok ciddi bir payı vardır” dedi.

File 00000000951482109Abd657Ad6065Ced

Sanal dünyanın hızı gerçek hayatta akran zorbalığına yol açıyor

Ekranın zihinsel süreçlere olan etkisini anlatan Diriöz, erken çocukluk çağında zihnin henüz çok karmaşık ve kavramları tam olarak ayrıştıramayan bir yapıda olduğuna dikkat çekti. Yoğun ekran maruziyetinin bu karmaşayı artırdığını söyleyen Diriöz, şu ifadeleri kullandı:

“Zihni henüz bulanık olan, olayları ve kavramları tam olarak ayırt edip sağlıklı çıkarımlar yapamayan çocuklar, ekranda çok fazla uyarana maruz kalıyor. Bu durum, çocuğun gerçek hayatta da tıpkı ekranda gördüğü gibi hızlı ve anlık bir düzen arayışına girmesine sebep oluyor. Gerçek hayat bu hızda akmadığında ise çocuk sabırsızlık gösteriyor, sınıf ortamında uyum problemleri yaşıyor, arkadaşlarıyla eşyalarını paylaşmak istemiyor ve neticesinde akran zorbalığı ortaya çıkabiliyor. Çünkü ekranda izledikleri hızlı içerikler çoğu zaman onların doğal zihin dünyasına ve gelişimsel gerçekliğine aykırıdır. Çocukların izledikleri içerikler mutlaka ebeveyn kontrolü altında tutulmalıdır; zira yoğun uyaran bombardımanı öfke ve saldırganlığın birincil yakıtı haline gelmektedir.”

File 00000000789082109F6F5C49Eaa1Fcf7

“Ağlama, sus” demek öfkeyi harlar: sakinlik ve seçenek sunma yöntemi

Birçok ailenin en çok zorlandığı konulardan biri olan “ekranı elinden alınca ağlama ve saldırganlık gösterme” problemine değinen Diriöz, önceden belirlenmiş sınırların koruyucu kalkan olduğunu belirtti. Çocuğun bir sınır olduğunu bilmesinin tutumunu yumuşatacağını vurgulayan Diriöz, ebeveynlere şu tavsiyelerde bulundu:

“Çocuğa aniden müdahale etmek yerine süreci önceden haber vermek gerekir. ‘Yarım saat sonra tablet kapanacak ve boyama saatine geçeceğiz’ gibi ifadeler, çocuğun zihninde zaman kavramını somutlaştırır. Çocuk buna rağmen öfkelenebilir, saldırganlaşabilir, bağırabilir veya ağlayabilir. İşte bu noktada anne babanın sergileyeceği tutum belirleyicidir. Kesinlikle çocuğun öfkesine öfkeyle karşılık verilmemeli; ‘ağlama, sus’ gibi sert tepkilerden kaçınılmalıdır. Bu yaklaşım çocuğun içindeki öfkenin daha fazla harlanmasına yol açar. Ebeveyn sakin kalarak çocuğun gözlerinin içine bakmalı ve duygularını anladığını hissettirmelidir. ‘Seni anlıyorum, tablet saatin bittiği için üzgünsün, kızgınsın ama şimdi boyama saatimiz başlıyor’ denmeli. Çocuk hemen sakinleşmiyorsa bir süre oturup öfkesinin geçmesi beklenmelidir. Ardından alternatif aktiviteler ve seçenekler sunularak odak noktası değiştirilmeli, öfkesinin nedenini anlaması ve o duygudan sağlıklı şekilde sıyrılması sağlanmalıdır.”

Kurtarıcı anahtar: rutinler ve kaliteli ebeveyn bağı

Ev ortamında saldırgan davranışların önüne geçmek ve ekran kullanımını dengede tutmak için en etkili yolun “günlük rutinler” olduğunu söyleyen Diriöz, çocukların net sınırlardan ve belirlilikten beslendiğini dile getirdi. Rutinlerin çocukların zihnindeki bulanıklığı ve karmaşayı gidererek onlara güven ve huzur verdiğini belirten Diriöz, sözlerini şöyle tamamladı:

İl Sağlık Müdürü sahaya indi
İl Sağlık Müdürü sahaya indi
İçeriği Görüntüle

“Çocuklar rutinleri çok sever; bir düzenin varlığı onların kendilerini tatmin olmuş hissetmelerini sağlar ve can sıkıntısıyla doğrudan ekrana koşmalarının önüne geçer. Ebeveynler günün belirli saatlerini tamamen çocuklarına ayırmalıdır. ‘Şu saatte park saatimiz, şu saatte boyama saatimiz’ şeklinde oluşturulacak net programlar hem çocuğun doyum hissini artırır hem de anne babaların çocuklarıyla kaliteli zaman geçirerek ebeveynlik doyumuna ulaşmasına vesile olur. Parklara gitmek, akranlarıyla bir arada olabileceği sosyal aktivitelere katılmak çocuğun hem arkadaş çevresini genişletir hem de duygusal ve sosyal becerilerini pekiştirir. Ekran tamamen yasaklanmak yerine açık kurallara bağlanmalıdır. ‘Günde şu kadar saat tablet saatin var, o süre dolduğunda tablet kapanıp uykuya geçecek, senin de uyku saatin başlayacak’ ya da ‘Tablet uykuya geçtiğinde seninle boyama yapacağız’ gibi şeffaf sınırlamalar getirildiğinde, çocuk bu sınırları içselleştirir ve ekran kullanımı kriz olmaktan çıkıp sağlıklı bir seviyeye oturur.”

Muhabir: Gamze Gül Atmaca