Afyonkarahisar ile Aksaray, Anadolu’nun tarihî ve kültürel mirası bakımından dikkat çeken iki şehir olarak öne çıkıyor. İki şehir arasında karayoluyla yaklaşık 358 kilometrelik mesafe bulunuyor. D300 devlet yolu ve bağlantılı güzergâhlar üzerinden gerçekleştirilen yolculuk, trafik ve yol koşullarına bağlı olarak yaklaşık 4 saat 15 dakika sürüyor. Bu güzergâh boyunca Selçuklu döneminden günümüze ulaşan kervansaraylar, tarihi camiler, kaya yerleşimleri, vadiler ve geleneksel yaşam kültürünün izleri görülüyor.
Asırlar öncesinden kalan kervansaray
Afyonkarahisar’dan Aksaray yönüne ilerleyen güzergâh, Anadolu’nun eski ticaret yollarının geçtiği bölgelerden uzanıyor. Aksaray’daki Sultanhanı Kervansarayı, bu tarihî mirasın en önemli yapılarından biri olarak öne çıkıyor.
Sultanhanı Kervansarayı, Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından 1229 yılında yaptırıldı. 1278 yılında genişletilen yapı; avlusu, kapalı bölümleri, konaklama alanları ve diğer birimleriyle döneminin önemli kervansaraylarından biri oldu.
Yüzyıllar önce ticaret yollarında seyahat eden tüccarların ve kervanların konakladığı Sultanhanı, günümüzde Aksaray’ın en önemli Selçuklu eserleri arasında bulunuyor.
Ulu camilerde selçuklu mirası
Afyonkarahisar ve Aksaray’ın tarihî kimliğinde Selçuklu döneminden kalan önemli camiler bulunuyor.
Afyonkarahisar Ulu Camii, 1272-1277 yılları arasında inşa edildi. Çok sayıda ahşap sütunun taşıdığı düz ahşap tavanı ve ahşap işçiliğiyle dikkat çeken yapı, 2023 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Orta Çağ Anadolu’sunun Ahşap Hipostil Camileri seri miras alanına dahil edildi.
Aksaray Ulu Camii’nin geçmişi ise Selçuklu dönemine uzanıyor. Caminin ilk yapımının Selçuklu Sultanı I. Rükneddin Mesud dönemine dayandığı kabul ediliyor. Yapı, sonraki dönemlerde Karamanoğulları tarafından genişletildi ve çeşitli onarımlardan geçirildi.
Her iki cami de Anadolu’da Selçuklu döneminden günümüze ulaşan mimari mirasın önemli örnekleri arasında yer alıyor.
Tüf kayaların şekillendirdiği vadiler
İki şehirdeki tarihî mirasın önemli bölümlerinden biri de kayalara oyulan yapılar.
Afyonkarahisar’daki Frig Vadisi ve Ayazini çevresinde kaya mezarları, yerleşim alanları ve ibadet mekânları bulunuyor. Bölgedeki yapılar, Friglerden Roma ve Bizans dönemlerine kadar uzanan tarihî sürecin izlerini taşıyor.
Aksaray’daki Ihlara Vadisi ise Melendiz Çayı’nın oluşturduğu doğal yapısıyla dikkat çekiyor. Vadi boyunca kayalara oyulmuş çok sayıda kilise, manastır ve yaşam alanı bulunuyor.
İki bölgede de volkanik tüf kayaların oluşturduğu doğal yapı, insanların kayaları yerleşim ve ibadet amacıyla kullanmasına imkân sağladı.
Sofralarda geleneksel lezzetler
Afyonkarahisar ve Aksaray mutfaklarında bölgenin tarım ve hayvancılık kültürünün izleri görülüyor.
Afyonkarahisar mutfağında haşhaşlı bükme ve bamya öne çıkan yöresel lezzetler arasında yer alıyor. Aksaray mutfağında ise etli yemekler, hamur işleri ve yöresel tarifler dikkat çekiyor.
Kuru bamya, iki şehrin geleneksel mutfaklarında karşılaşılan ortak lezzetlerden biri olarak öne çıkıyor. Özellikle geleneksel davet sofralarında hazırlanan bamya yemekleri, yöresel mutfak kültürünün önemli parçaları arasında bulunuyor.
Kış gecelerinde sohbet geleneği
Afyonkarahisar’da “Gezek” adı verilen toplantılar, geleneksel sosyal hayatın önemli unsurlarından biri.
Belirli zamanlarda bir araya gelen insanların sohbet ettiği, yemek yediği ve çeşitli etkinlikler gerçekleştirdiği bu toplantılar, şehirde uzun yıllardır sürdürülen sosyal geleneklerden biri olarak biliniyor.
Aksaray’da ise oda kültürü ve geleneksel sohbet toplantıları, özellikle kış aylarında insanların bir araya geldiği sosyal ortamlar oluşturuyor.





