Toplumda nesillerdir süregelen “vücutta oksijen azaldı” inanışı ise son araştırmalarla tamamen çürüdü. Bilim insanlarına göre bu refleks, sanılanın aksine solunum ihtiyacından değil, kafatasının içindeki ısı dengesini koruma ve zihni yeniden canlandırma çabasından kaynaklanıyor.
Oksijen eksikliği tezi neden çöktü?
Uzun yıllar boyunca esnemenin kanda azalan oksijeni tamamlamak için yapıldığına inanılıyordu. Ancak yapılan deneylerde, kişilere yüksek oranda oksijen verilmesine ve ortam havasının tazelenmesine rağmen esneme eyleminin durmadığı saptandı. Bu sonuç, hareketin akciğerlerin ya da kan dolaşımının anlık oksijen ihtiyacıyla bir bağının bulunmadığını kesinleştirdi.
Esnemenin biyolojik amacı ne?
Esnemenin kafatasında doğal bir soğutma sistemi vazifesi gördüğünü ortaya koyuyor. Derin bir nefesle içeri çekilen dış ortam havası, ağız ve burun çevresindeki kan damarlarını hızla serinletiyor; böylece ısınan beyin dokusu ideal çalışma sıcaklığına geri dönüyor. Ayrıca zihnin uykuya kaydığı veya dikkatin dağıldığı anlarda bir uyarıcı gibi devreye girerek uyanıklık seviyesini dengeliyor.
Bulaşıcı esneme nasıl gerçekleşiyor?
Esnemenin en ilginç yanı, bir başkasında görüldüğünde hatta sadece konusu açıldığında bile kişiyi anında etkisi altına alabilmesidir. Bu durum, insan beynindeki taklit mekanizmaları ve ayna nöronlar vasıtasıyla açıklanıyor. Sinir sistemi karşı taraftan gelen görsel ya da işitsel sinyali algıladığı anda, aynı refleksi kendi bünyesinde de otomatik olarak canlandırıyor. Şu an bunu okumanız bile esnemenize sebep olacaktır.
En çok kimlerden etkileniyoruz?
Uzmanlara göre bulaşma hızı, karşınızdaki insanla kurduğunuz duygusal bağın kuvvetine göre farklılık gösteriyor. Aile üyelerinin ve sevilen dostların esnemesi kişide çok daha hızlı bir yansıma bulurken, tamamen yabancı kişilerden gelen uyarılara verilen tepki zayıf kalıyor. Bu durum, esnemenin yalnızca bedensel bir tepki olmadığını, toplumsal bağlar ve empati yeteneğiyle iç içe geçtiğini gösteriyor.