Çok acı ama ülkemiz sosyal çürümeye doğru hızla gidiyor. Hatta bu süreçte ciddi bir mesafe aldığımızı söyleyebiliriz.

Özellikle asrın yolsuzluğu olarak nitelendirilen fon vurgununda adı geçen kişi ve kurumları düşündüğümüzde, tehlikenin kırmızı alarm seviyesinde olduğunu rahatlıkla görebiliriz.

Bu vurgunun adeta bağıra bağıra gelmesine rağmen önlem alması veya denetlemesi gereken kişi ve kurumların da bu kepazelikte yer alması, artık tuzun bile koktuğunu gösteriyor.

Vurgunun ortaya çıkmasından bu yana bir ayı aşkın zaman geçmesine rağmen, birkaç kişi dışında olayın siyasi ayağının araştırılmaması ve muhalefetin araştırma komisyonu kurulması teklifinin artık rutinleşen AKP ve MHP milletvekilleri tarafından reddedilmesi, doğal olarak halkta iktidarla ilgili şüpheler oluşturdu.

Borsadan çok fazla anlamayan, sadece halka arzları takip eden benim gibi birinin bile bu vurgunla ilgili kafasında cevabını merak ettiği onlarca soru varken, bu işin uzmanlarının sorularını artık siz düşünün.

Bu sorular karşısında iktidarın sessizliğini, ortalama zekâya sahip insanlar olarak nasıl anlamalıyız?

Asıl sorgulanması gereken, bu kadar büyük bir olayın nasıl gerçekleşebildiği ve denetim mekanizmalarının neden zamanında devreye girmediğidir. Kimlerin bu süreçten kazanç sağladığı, olası siyasi bağlantıların bulunup bulunmadığı ve kamuoyunun bilmesi gereken gerçeklerin neler olduğu bütün yönleriyle araştırılmalıdır.

Şeffaf bir soruşturma yürütülmeden, toplumun güvenini yeniden tesis etmek mümkün değildir.

Parasını kaybedenlerin büyük çoğunluğunu, küçük yatırımcı dediğimiz insanlar oluşturuyor. Kimisi mutfak masraflarına, kimisi çocuğunun okul masraflarına, kimisi de ev kirasına katkı sağlamak amacıyla bu fonlara yatırım yaptı.

Kamuoyuna yansıyan rakamlar ve iddialar, yüz binlerce yatırımcının mağduriyetine ilişkin ciddi soru işaretleri doğuruyor. İnsanların alın teriyle biriktirdiği paraların akıbeti açıklığa kavuşturulmalı, sorumlular kim olursa olsun hukuk önünde hesap vermelidir.

İstiyorlar ki bu mesele bir an önce unutulsun, konuşulmasın, kimse soru sormasın; iktidarın içinden kimlerin para kazandığı, kimlerin bu vurgunun önünü açtığı merak edilmesin.

Bu konunun üzerine giden, onurunu ve kalemini satmamış gazetecileri gözaltılarla, tutuklamalarla, ev hapisleriyle yıldırmaya çalışsalar da susmayan, yılmayan vatan evlatları her zaman olacaktır.

Hasan Hüseyin Korkmazgil'in şiirindeki o muhteşem mısra ile sözlerimi bitireyim;

Dostum, dostum, güzel dostum

Bu ne beter çizgidir, bu

Bu ne çıldırtan denge

Yaprak döker bir yanımız

Bir yanımız bahar, bahçe

Her şeye rağmen çürümemek için direnen herkese esenlikler dilerim...