Küresel Gazeteciler Konseyi ile Azerbaycan’ın resmi medya konseyi Matbuat Şurası’nın ortaklaşa düzenlediği çok güzel bir organizasyonla 2025 yılının haziran ayında Azerbaycan'a 50 Türk ve uluslararası gazeteciyle ziyaret gerçekleştirmiştik.
Azerbaycan'daki organizasyonun birçok farklı gündemi vardı. Lakin en önemli gündemi, işte bugün yaşadığımız dezenformasyondu.
İki kardeş ülkenin dostluğunu, tarihsel kardeşliğini çekemeyen,
Arasını açmak isteyen art niyetli bazı basın kuruluşları ve sosyal medyadaki felaket çığırtkanlarına karşı nasıl bir yol izlememiz gerektiğini Azerbaycan'daki üst düzey toplantılarda enine boyuna konuşmuştuk.
O zaman ben işlerin bu kadar ciddi olacağını düşünmemiştim.
Şöyle ki; elbette kardeş ülke Azerbaycan'la dostluğumuzu çekemeyenler olacak ve onlar asla rahat durmayacaklardı ama bugün geldiğimiz süreçte2025’te Azerbaycan’da KGK’nin düzenlediği çalıştaya dönüp bakınca...
KGK Genel Başkanı Sayın Mehmet Ali Dim ve yönetiminin; Küresel Gazeteciler Konseyi çatısı altında bu tehlikeyi önceden fark ederek, iki kardeş ülkenin dostluğuna fitne karıştırmaya çalışanlara karşı alınacak önlemlerin konuşulduğu bir çalıştay düzenlemelerinin sebebini şimdi daha iyi anlıyoruz.
Son birkaç haftadır Azerbaycan'da yaşanmış gibi gösterilen olayları yakından inceliyorum.
İki kardeş ülkenin arasını açmak için hazır kıta, tuşlara basmak için bekleyen ne çok İran ajanı varmış ülkemde.
Eyyy İran, Azerbaycan'ı ve benim ülkemi karıştıracağına biraz kendi ülkende istihbarat ağını düzgün kursaydın da Amerikalıların nokta atışı vurduğu üst düzey generallerine sahip çıksaydın diyeceğim,
Ama eminim orada da Siyonistlerle ve CIA ile mevcut İran yönetimi iş birliği yapmıştır diye düşünmeden de geçemiyorum.
Azerbaycan'ı her zaman sıkıştırmaya çalışan bir İran olduğunu biliyoruz.
Azerbaycan, vatandaşlarının inançları üzerinden tarihin hiçbir döneminde sıkıntı çekmemiş; zaman zaman İran mollalarının ve bazı radikal kesimlerin köpürtmesiyle bu tür durumlarla mücadele etmiş bir ülke.
Azerbaycanlı, aynı zamanda Türk vatandaşı, Küresel Gazeteciler Konseyi Dış Medyadan Sorumlu Genel Sekreter, Kafkasların deneyimli gazetecisi, değerli meslektaşım Nigar İbrahimova son günlerde yaşanan tüm hadiselerinmerkezi Azerbaycan'daydı.
Değerli meslektaşıma sordum: “Büyük abi ve kardeş arasında ne oluyor?”
O da bu yaşananları üzüntüyle ve endişeyle takip ettiğini söyleyerek:
“İran yine her zamanki gibi, zaman zaman Türkiye'ye, zaman zaman ama sıklıkla Azerbaycan'a bu sıkıntıları yaşatıyor.” diyor ve konuşmasının devamında:
“Türkiye'de sosyal medya, bazı sözüm ona yazar ve gazeteci geçinenler ile maalesef akademisyenlerin bu aslı astarı olmayan köpürtmelere çanak tutması endişe verici ve çok üzücü.
Azerbaycan'da okullarda sadece başörtüsüne değil, kipa ya da Hristiyan âleminin dinsel sembollerine de izin verilmez.
Özgür Azerbaycan halkı inançlarını özgürce yaşar.
Tarih boyunca da böyle olmuştur.”
Kendi çocukluğundan örnek veren meslektaşım Nigar İbrahimova:
“Okullarımızda hep tek tip formalar olur. Çocukken ben masumane bir defalığına okula farklı bir kıyafetle gittim. Öğretmen beni sınıfın ortasında azarladı ve derse almadı.
Özel okullarda durum biraz daha farklıdır. Ama asla Azerbaycan'da başörtüsü bir sorun olmadı, olamaz da.
Bizler kardeş milletiz.
Türkiye ile Azerbaycan'ın tarihsel dostluğuna, kardeşliğine zarar vermek isteyenlere karşı daha dikkatli olmamız gerekmekte.”
Canlar,
Değerli meslektaşım Nigar İbrahimova ile görüşmemin her harfine katılıyorum.
Azerbaycan'da, Bakü'de cuma namazı kılmış bir gazeteci olarak söylemek isterim ki:
Ortada büyük bir fitne var ve çok dikkat etmeliyiz.
“Türkün Türk'ten başka dostu yoktur.” özdeyişini bir kez daha hatırlayalım.
18 Ekim Azerbaycan'ın Bağımsızlık Günü'nü kutluyorum.
Kalın sağlıcakla.
Hepinizin kirpiklerinden öperim.