Acil para lazım! Acillll!

Gittiğim her büyük ya da orta ölçekli işletmenin tek derdi nakit para.

Piyasaya acil sıcak para lazım.

Sadece esnaf, KOBİ ya da ağır sanayici değil, toplumun her kesiminin tek derdi acil nakit, sıcak para.

İstanbul'da iş insanı kıymetli bir dostum ile uzun uzun telefonda konuşuyoruz.

“Yıllardır ticaret yaparız, böylesi sıkışık bir piyasayı yaşadığımızı hatırlamıyorum” diyor ve devam ediyor sözlerine:

“Harun kardeşim, ülke ekonomisinde resmen kırmızı yandı.

Doların boğazını sıkma politikası 2026'da patlar, bak demedi deme. 2027 yılında bizleri 21 Şubat 2001 krizini ve devalüasyonunu bekliyor.

Şaka yapmıyorum, böyle devam edilmez.

İthalatçı, ihracatçı da çok zor durumda.

Yaşanan fon krizi, görünen dağın sadece küçük bir replikası.

Gerçi bu hâli bile bizim depremde kaybettiğimiz 11 ilin üstüne bir 11 ili daha yeniden imar eder derecede büyük bir para, lakin...

Doların boğazının sıkılması, faizlerin hâlâ çok yüksek olması, 2027 yılının ilk iki ayının bayağı sıkıntılı geçeceğinin en önemli göstergesi.

İnşallah olmaz ama böyle devam ederse 2027'de büyük bir devalüasyon ile birlikte dolar 120 TL'yi görür.

Eee, olan yine küçük ve orta ölçekli esnafa olur gibi görünüyor.

Ülkemizde önceden orta direk vardı.

Artık zengin ve fakir, bir de fasfakirlerimiz var. Allah sonumuzu hayır etsin.” diyerek kapatıyoruz telefonu.

Evet, gelelim ülke genelindeki bizim can ciğer kuzu sarması; tarımdan sanayiye, esnafından ziraatçisine, hayvancılıktan işçisine, memurundan sivil toplum örgütlerine...

Yaşanan süreçlere ağzını açmayan,

“Aman koltukta oturalım, üç beş protokol toplantısına katılalım, eşimiz, dostumuz, aile fertlerimize bir şey olmasın, biz de kameralar karşısında kırıtalım.

Arada bir cılız ses tonlarıyla açıklama yapalım da gören bizi meslek örgütlerimizin sorunlarını gündeme taşıyor diye düşünsün” anlayışındaki sivil toplum örgütlerimiz...

Harbiden boş beleş zamanlarınızı sadece o koltuklarda geçirmek için oturmaktan başka hiçbir varlığınız yok.

Aslında hep böyleydiniz.

Şimdilerde daha net bir şekilde boş beleş koltuk işgalinden başka iş yapmayan tavrınız daha net görünür oldu.

Hadi, oturduğunuz koltuklardan yaşanan sıkıntıları görmüyorsunuz.

Ya hiç mi biriniz iş yapmıyorsunuz?

Üretim ya da hiç mi birinizin iş yeri yok?

Esnafın, sanayicinin yaşadığı sorunları sizler yaşamıyor musunuz?

Hepinizin mi ticareti gayet tıkırında? Sizin çek, senet ödemeleriniz ya da tarlada kalan mahsulünüz ya da etiniz, sütünüz çok mu para ediyor?

Yaşanan ekonomik sorunlara nasıl bir bakış açınız var? Arada bir çıkın, birkaç kelam edin.

Aaaa, şimdi sorsak hepiniz, "Ya zaten biz bu sıkıntıları sıkça dile getiriyoruz." dersiniz.

Öyleyse neden hiçbir şey değişmiyor ve hatta her geçen gün daha kötüye gidiyoruz?

Yaklaşan fırtınayı neden görmüyorsunuz?

Bağlı olduğunuz genel merkezlerin başkanları toplu bir açıklama yapsa ülkenin gündemi bir anda değişir.

Türkiye'nin ticaretinin kalbi olan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, önceki yıllarda ilgili ilgisiz konularda vara yoğa açıklama yapıyordu.

Şimdilerde yaptığı tek açıklama, 1 ila 5 milyonluk nefes kredileri.

Onu da her dara düşen esnafa ya da sanayiciye vereceklermiş gibi açıklama yapıyor, para satıyor.

Ya arkadaş, şaka gibi!

Hâlihazırda nefes kredisi dediğiniz faizli parayı alacak esnafta ya da sanayicide temiz sicil mi kaldı?

SGK, vergi, banka kredileri, olmadı kredi kartlarının patlaması derken bu esnaf, sanayici krediyi nasıl, hangi sicille alacak?

Lay lay lom ülkem ve onun koltukçu sivil toplum liderleri!

Bu arada şu hayırlı olsun ziyaretlerini lütfen bir sonlandırın.

Bu nedir kardeşim ya?

Seçilen tüm başkanları ilk defa görüyormuş gibi haydaaa, hayırlı olsun, hayırlı olsun!

Ne kadar boş zamanınız varmış.

Bırakın adamlar biraz iş yapsın.

Neticede ilimizde seçimi bitmiş üç başkan da ilk defa seçilmedi.

Her yerde görmeniz mümkün.

Abartmayın!

Kalın sağlıcakla.

Hepinizi kirpiklerinizden öperim.