Mutluluğun paylaşımına küfür ediliyorsa sorun çok büyük demektir.
Garip bir dönemden geçiyoruz.
Mutluluğun paylaşımı bile kitleleri rahatsız ediyor.
Oysaki mutlu bir çiftin yorucu bir günün ardından evlerinin bahçesinde radyoda çalan güzel bir şarkıya eşlik etmesinden daha güzel ne olabilir?
Şiddetli geçimsizliğin asayiş haberlerine yansıdığı, bu aya kadar ülkede 160'a yakın kadının katledildiği,
Boşanmaların arttığı, insanların birbirine selam bile vermediği bu günlerde,
Sadece sosyal medyada bulursak komik ya da ilgi çekici videoları birbirimize gönderdiğimiz bu dönemde,
İlimizin tanınan, sevilen hekimi ve siyasetçisi Rıfkı Karabatak ve eşinin sosyal medyaya düşen videolarına gelen yorumlara bakınca tiksindim, iğrendim.
Böylesi güzel bir videonun altına bu kadar ağza alınmayacak yorumlarıhangi ruh haliyle yazdınız be adam, be kadın görünümlü mahlukat?
Ne zaman insanların birbirlerine yaptıkları güzel jestleri bu kadar kıskanır olduk?
Bakınız, burası çok önemli.
Toplumda ciddi bir psikolojik sorun var.
Op. Dr. Rıfkı Karabatak’ın paylaştığı bu videonun bu kadar tepki çekmesi aslında üzerinde durulması gereken bir konu.
İki eşin yorucu bir günün ardından evine gelip güzel bir müziğe eşlik etmesinin neresi bu kadar tepki çekti ki diye uzun uzun düşündüm.
Viral olan paylaşımı defalarca izledim.
Yorumları tek tek okudum.
Rıfkı Başkan’ın siyasi hayatından dolayı seveni kadar sevmeyeni de olabilir, lakin yorumların çoğu siyasi kızgınlıktan çok öte geçmiş.
Rıfkı Başkan’ı sevmeyenlerin yorumları açık ve net.
Fakat fake hesaplar ve diğer yorumlardaki aşağılık ifadeler, toplumdaki psikolojik çöküşün büyük bir kanıtı.
Toplumun yaşadığı maddi manevi sıkıntıların birikimi, mutlu bir çiftin oynaması üzerindeki yansıması düşündürücü olduğu kadar incelenmesi ve üzerinde durulması gereken bir konu.
Neye nasıl tepki vereceğimizi bilemez olduk ve bu gidişat hiç de iyi bir gidişat değil.
Oysa gülmek ve mutluluk bulaşıcı bir hastalıktır.
Mutlu insanların gülmesi çevremizdeki kasvetli ortamı önceleri dağıtırken, şimdilerde mutlu insanı görmeye tahammül edemez hâle gelmişsek vay hâlimize.
Aksaray'ın Yalnız Kalan Takımı
Aksaray öksüz deyince bize kızıyorlar.
Öyle ama kardeşim, bir lobin yok Ankara'da.
Hakikaten ciddi bir bürokrasin yok.
En önemlisi, söz konusu Aksaray halkının o çok sevdiği futbolun tek takımına Federasyon düzeyinde sahip çıkacak bir Allah'ın kulu yok.
Hâl böyle olunca buz gibi penaltını çalarlar.
Haksız yere düdük çalarlar.
Hatta hakemler ya da Federasyon yetkilileri Aksaray maçları söz konusu olunca,
"Aksaray mı? Rahat olun çocuklar, elinizi korkak alıştırmayın. Bu şehir bizim Federasyonun yolunu bilmez.
Öyle çok da takımın arkasında duracak siyaseti ve bürokrasisi yoktur.”diye düşünmeden edemiyorlardır ki...
Bizim maçlarda rahat rahat penaltılar bizim için çalınıyor, sahamızda ceza üstüne ceza yiyoruz.
Kendi sahamızda bile bize deplasmandaymışız gibi muamele yapılıyor.
Yazık, çok yazık.
Aksaray renklerine, takımına ne zaman sahip çıkacaksın?
Kalın sağlıcakla.
Hepinizin kirpiklerinden öperim.