Hakikaten önceden hırsızın da bir vicdanı vardı.

Hırsızın vicdanı olur mu? Olur.

Çalmaya başladığı zaman “Ya, şu kadarı da kalsın.” diyen hırsızlar da gördü bu millet.

Kendimi bildim bileli soyuluyor bu memleket, millet.

Aklımın ilk yettiği Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in bir kardeşi vardı.

O, bir bankayı boşaltmıştı.

Çiller'in oğlu, kocası, rahmetli Mesut Yılmaz kumar masasında yumruklanmıştı.

Benim aklımın yettiği tarih 1983'ten başlıyor.

Benim hatırladığım 43 yıllık zamanda Jet Fadıllar, Yimpaşlar, şu adına Yeşil dedikleri holdingler, bir de saadet zinciri, İmar Bankası falan filan...

Çaldılar, çaldılar, çaldılar.

Daha Anadolu'da irili ufaklı sarraflar, döviz büroları, müteahhitlerin batırdıklarını falan saymıyoruz.

Arkadaş, ne para varmış memlekette, millette.

Hâlihazırda bu kadar çalmaya çırpmaya iyi dayanıyor ülkem, demeden geçmeyelim.

Bu fon krizi patladığında Ankara'daydım.

Kıymetli bir dostumla sohbet esnasında fon krizindeki kayıp paranın 147 milyar dolar olduğunu, mağdur sayısının çarpanlarıyla 2,5 milyon kişi olduğunu duyunca...

Yanımdaki dostum, “Bu parayı devlet bu ortamda nasıl ödeyecek?” diye konuşurken...

Hoop! Trafik çevirmesinde bize el sallayan polisle göz göze geldik.

Henüz arabadan inmemiştik ki, “Aha,” dedim, “şimdi üzerimize ne düşerse onu bizden alacaklar.” diye bir de espri yaptım.

“8 km fazla hızdan 4 bin TL ceza,” dedi polis abimiz.

Döndüm arkadaşıma, “Bak,” dedim, “Şimdiki kurdan 82 dolarını sen ödedin bile.”

Ağlanacak hâlimize güldük.

Elimizdeki ceza makbuzuna baka baka yola revan olduk.

Lakin bizim arkamızda bekleyen araç sayısı bir hayli fazlaydı.

Tabii hırsızın suçu var da ev sahibinin hiç mi suçu yok?

Tabii ki de var.

Sen kolay yoldan para kazanacağım diye yapıştır elinde avucunda ne var ne yok...

Sonra, “Eee, devlet güvencesi var.” diye girdik.

Bu kolay para kazanma hevesi yüzünden benim hatırladığım 43 yıldır soyunup soğana çevriliyoruz ama...

Allah'ın verdiği aklı fikri, nasıl oluyorsa oluyor, akıl tutulması ile kaybediyoruz.

Ah, bu kısa yoldan zengin olma hevesi yok mu...

Canım milleti sürekli fare kapanına çekiyor.

Canlar, sizin arkanızda güçlü bir siyasi desteğiniz, birinci dereceden yakınınız önemli makamlarda değilse...

Öyle “Haydi gelin, bire 10 bin verelim.” diyenler sizleri çok tokatlar.

Kızacaksınız, biliyorum ama fondur, borsadır, tahvildir; öyle memurun, amirin küçük birikimleriyle gireceği işler değildir.

Bu mağdurlara üzülmek ile üzülmemek arasında gidip geliyorum.

Yine de hırsızın da vicdanlısına denk gelmek umuduyla...

Şu ülkedeki hırsızlığın hepsi bitmeye bitmez da yarısını bitirsek fakir fukara kalmayacak memlekette.

Yine yeniden söylüyorum: Güçlü ülkeyiz vesselam.

Bu kadar talana, hırsızlığa taş gibi ayaktayız.

Kalın sağlıcakla.

Hepinizin kirpiklerinden öperim.