Allah, insanlara rehber olarak bir kitap indirdiğini bildirir. Bu kitap eksik değil, ayrıntılıdır ve hidayet kaynağıdır.

“Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” (En’âm 38)

“Sana bu Kitabı her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet olarak indirdik.” (Nahl 89)

Kur’an kendisini açıklanmış, ayrıntılandırılmış ve tamamlanmış bir kitap olarak tanıtır.

“Allah’tan başka bir hakem mi arayayım? Oysa size Kitabı ayrıntılı kılmış olarak indirmiştir.” (En’âm 114)

“Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır.” (En’âm 115)

Peki Nebi’nin görevi neydi?

Kur’an’a göre Nebi, kendiliğinden hüküm koyan biri değil, vahyi tebliğ eden ve ona uyan bir kuldur.

“Ben yalnızca bana vahyedilene uyuyorum.” (En’âm 50)

“Ben sadece bana vahyedilene uyarım.” (Ahkâf 9)

“Elçiye düşen ancak açık tebliğdir.” (Mâide 99)

Bu durumda “hikmet” nedir?

Kur’an’da hikmet, Allah’ın verdiği büyük bir nimet olarak anlatılır.

“Kime hikmet verilmişse ona çok hayır verilmiştir.” (Bakara 269)

İsra 22-39 arasındaki emir ve öğütlerin sonunda Allah:

“Bunlar Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir.” (İsra 39) buyurur.

Burada hikmet, vahyin dışında ikinci bir kaynak olarak değil; vahyin anlaşılması, doğru değerlendirilmesi ve uygulanması olarak görünmektedir. Ayetler metindir; hikmet ise o ayetlerin amaçlarını ve sonuçlarını kavramaktır.

Peki “hadis” kelimesi?

Kur’an’da hadis kelimesi söz, haber ve anlatı anlamlarında kullanılır.

“Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar?” (Câsiye 6)

“Bundan sonra hangi hadise inanacaklar?” (Mürselât 50)

Kur’an bu soruları sorarken insanları Allah’ın ayetlerine yönlendirmektedir.

Kur’an ayrıca kendisini:

“Allah sözün (hadisin) en güzelini indirdi…” (Zümer 23) şeklinde tanımlar.

Dolayısıyla Kur’an merkezli okumada şu sonuca ulaşılmaktadır:

* Kitap: Allah’ın vahyettiği ayetlerdir.

* Hikmet: Bu ayetlerin doğru anlaşılması ve uygulanmasıdır.

* Nebi: Vahye uyan ve onu tebliğ eden elçidir.

* Bağlayıcı din kaynağı: Allah’ın indirdiği Kitaptır.

Bu anlayışın dayandığı en dikkat çekici ayetlerden biri de şudur:

“Eğer o, bize karşı bazı sözler uydursaydı, onu kuvvetle yakalar, sonra da can damarını koparırdık.” (Hâkka 44-46)

Bu ayet, Nebi’nin Allah adına vahiy dışında sözler ekleyemeyeceğini vurgular. Çünkü vahiy Allah’a aittir; elçinin görevi onu insanlara ulaştırmaktır.

Sonuç olarak Kur’an’ın kendi beyanına göre Nebi vahye uyar, vahyi tebliğ eder ve insanları Allah’ın ayetlerine çağırır.

Hikmet ise bu ayetlerin derin anlamını, amacını ve doğru uygulamasını kavramaktır. Kur’an, kendisini ayrıntılı, açıklanmış, tamamlanmış ve hidayet kaynağı bir kitap olarak tanıtır.

Bu nedenle Kur’an merkezli yaklaşım, dini ölçünün öncelikle ve temelde Allah’ın vahyi olan Kitap olması gerektiğini savunur.