Devletin imkânları çerçevesinde her iş sektörüne az çok demeden desteklerini yakından takip ediyoruz.

Devletin imkânları çerçevesinde her iş sektörüne az çok demeden desteklerini yakından takip ediyoruz.

Yeni iş kuranlara, kadınlara, gençlere, kadın çiftçilerimize, genç çiftçilerimize…

Hatta “Köyünde Kal” projelerinden tutun da, dedim ya az çok demeden birçok iş alanında devletin desteği var.

Bu destekleri nimet bilip birçok bürokratik yazışmalarla hak kazananların girdiği sıra var.

Bir de benim ilimde hak etmeden VİP listeler ile “Aman bu listedeki isimlere bu destekler verilsin.” diye liste veren başkanlarım da var.

Ya efendiler, hakikaten sizler ne iş yaparsınız?

Konuşmalarına bakıyorsunuz, bunlardan âlâ vatan, millet, Sakarya, memleket sevdalısı yok.

Az biraz içeriklerine bakıyorsunuz, yükü tutan tutmuş.

Bir de asli işlerini bir kenara koyup paralel valiciliğe soyunuşlar, her alanda söz sahibi olmanın telaşına düşmüşler.

Bakınız, kimse kör sağır, sizin düşündüğünüz kadar da aptal değil.

Bir gün yediğiniz hurmalar karnınızı tırmalar.

Hadi üyelerinizin haklarını savunur gibi yapıp kendi VIP çevrenizi oluşturun, devlet bu duruma bir yere kadar göz yumar.

Üyelerinizin size emanet ettiği makamları kendi iş yeriniz gibi kullanmanıza elbet bir gün “dur” diyen çıkar.

Öyle sosyal medyalarda çıtır avlamaya benzemez bu işler.

Bırakın herkes kendi işini, sizler de kendi üyelerinizin size emanet ettiği işlerin takibini yapın.

Ayrıca bu başkanların mal varlığı araştırılsın.

Öyle ya, kim bundan 15 sene önce neredeydi, şimdilerde neleri var neleri?

Bu ülkede siftah yapamayan esnaflar var, üreticinin her türlü girdi maliyetiyle canı yanıyor.

Rüzgârı, yağmuru, donu bir yandan derken 15 yılda üretici nereden nereye gelmiş.

Onu temsil etme yetkisi alan neymiş, ne olmuş?

Rahmetli bir büyüğüm, şu süt işiyle uğraşan lakin süt üreticisinin emeğini patronlara her fırsatta peşkeş çeken bir muhterem için derdi ki:

“La oğlum, bu bizim akraba olur. Bunun hiçbir şeyi yoktu. Ne zaman bu bir yerlere başkan oldu, kanı bitlendi.”

Babadan oğula sanayide 2-3 nesil üretim yapanların, dededen toruna üç nesil tarlası, tapası, hayvanı olanın mal varlığına bakın.

Bir de bunların tarlasına hiç mi dolu vurmadı, inekleri, koyunları hasta olmadı?

Çiftçi tarlasını satarken bunların dönüm dönüm arazileri nasıl oldu?

Devletin fakire fukaraya destek için verdiği onca desteğin başında oturunca su hep bu tarafa mı akıyor?

Ya da rahmetli Kemal Sunal’ın Deli Deli Küpeli filmindeki kasabadaki ağa ve avam kısmı kim gelirse gelsin kafalarız mantığıyla;

Gelene, “Kral, nasılsın? Sen var ya, sen adamın kralısın.” diye hitap ederek “İl bizim, kim gelirse gelsin düzenimiz değişmez.” mesajı mı veriliyor?

Canlar, son iki yılda dokunulmaz denilen kim varsa dokunuldu ve bu durumun artarak devam edeceğini düşünüyorum.

Öyle vatan, millet, Sakarya türküleriyle yediniz, içtiniz, malınıza mal kattınız.

Lakin bu devran hep böyle dönmez.

Aksaray’a özgü güzel bir söz var: “Buzun üstünde bina durmaz.”

İşini layıkıyla yapanlara tabii ki sözümüz yok.

Belki cilalı laflarınız, güzel konuşmalarınız birilerini etkileyebilir ama gerçekleri bilenler sadece içten içe gülümser ve adaletin kapınızı çalacağı anı bekler.

Kalın sağlıcakla.

Hepinizin kirpiklerinden öperim.