Yıllardır ne çok seçimler geldi geçti.

İleri demokrasi ile yönetilen ve demokrasiyi çok seven bir toplum olarak,

Açık oy, kapalı sayım günlerini hatırlatan demokrasi tarihimizde

Fırsat buldukça seçime gidiyoruz.

Onun içindir ki ülkemde çok sevdiğim güzel bir söz vardır:

“Seçimle senetin günü çabuk gelir.”

Seçimlerde apartman yöneticisi dâhil ülkemde seçme ve seçilme yeterliliği olan herkes bir yerlere aday olabilir.

İleri demokrasi yaşadığımız ülkemizde nedense birileri bir yerlere aday olunca kopuyor kıyamet.

Ya bir medeni olalım arkadaş, bu nedir efem?

Lafa gelince “Mahkeme kadıya mülk değil, bu koltuklar kimseye baki değil, bizler buralara seçimle geldik, seçimle gideriz.” diye gazel okuyanlar ve yandaşları,

Seçim döneminde demokrasi, seçim, sandık, irade gibi kavramları unutuveriyorlar.

Canlar, olmaz olmaz, biraz medeniyet yahu.

Onca seçim geldi geçti.

İyi olan kazandı, daha iyi olan güven tazeledi, daha daha iyi olan 3, 4, 5 dönem koltuğunda kaldı.

Koltuğunu mezara taşıyanı henüz göremedik ama seçimler gelir geçer.

Oncusun, buncusun, şuncusun işlerini bir bırakalım.

Hayat olabildiğince kısa.

Bunca strese, bunca lafa söze, hatta oyunun olmadığı bir yerde milletin kalbini kırmaya hiç gerek yok.

Hepimizin sevdiği takımlar, renkler, şahıslar, kurumlar, partiler olabilir.

Seçimler bittikten sonra aynı ilde, aynı camide, aynı acılara ve sevinçlere ortak olacağız.

Onun içindir ki şu seçimleri bir bayram havasında, şenliklerle, davul zurna çalarak geçirdiğimizi,

Başkan adaylarının el ele, kol kola seçim sandıklarına yürüyerek geldiği günleri artık görmek istiyoruz.

Bir yanda olkede yollar, köprüler değişti, cep telefonu, iletişim, uzay çağı, latte kahve içiliyor derken...

Öte yanda seçim dendi mi apartman yönetiminden genel seçimlere, STK seçimlerinden kuş severler dernek seçimlerine kadar bir gerginlik, bir hareketlilik...

Birden içimizden bir seçim canavarı çıkıyor.

Gaza gelenler, gaz verenler, fanatizm, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar, yorum yapanlar, lar, lar, ler, ler...

Canlar, bu konuları çoktan aşmış olmamız gerekiyor.

Herhangi bir seçim için kimsenin kalbini kırmaya gerek yok.

Hepimizin defalarca, o ya da bu seçimlerden dolayı kırdığımız kalplerden zaman zaman özür dilediği, zaman zaman da “Keşke yapmasaymışız.” dediğimiz günler olmuştur.

O zaman ne yapıyormuşuz?

Adayları izliyor, yaptıkları ve yapacakları projelerini dinliyor,

Eğer oyumuz varsa seçim günü sandığa gidiyor, adayları tebrik ediyor, oyumuzu kullanıyor,

Yüzümüzde demokrasinin bize bahşettiği seçme ve seçilme hakkına “İyi ki sahibiz.” diye şükrediyor,

Ailecek mangalın başına geçiyormuşuz.

Seçim sonuçlarını çok merak ediyorsak gazeteleri takip ediyormuşuz.

Bakın, ne kadar hoş değil mi?

Yoksa “Derdinize ne oldu, ey cahil cühela?” diye milleti kendimize güldürmenin bir manası yok.

Hadi bakalım, yaparız, yaparsınız.

O güç, kuvvet, irade, sevgimiz de var.

Bırakın şu fanatikliği artık.

Kalın sağlıcakla,

Hepinizin kirpilerinden öperim.