Allah kimleri sevdiğini açıklıyor. Peki, biz neden sevgimizin ölçüsünü başka yerde arıyoruz?
Bismillah. Bir soruyla başlayalım:
Allah’ın Kitabında, gelenekteki ifadeyle İslam’ın beş şartını ve imanın altı şartını yerine getirenleri sevdiğini bildiren bir ayet var mı?
Ben Kitabı okurken böyle bir toplu ifadeye rastlamadım.
Elbette bu listelerde bulunan bazı konular Kur’an’da vardır. Allah’a iman, namaz, zekât, oruç, hac, meleklere, kitaplara, elçilere ve ahiret gününe iman gibi konular ayrı ayrı açıklanır.
Ancak bunların beş ve altı maddelik listeler hâlinde birer şart olarak sıralanması, Kur’an’ın kendi oluşturduğu bir liste değildir.
Peki Allah, sevdiği kulların özelliklerini nasıl açıklıyor?
Gelin, Allah’ın kendi açıklamalarına bakalım.
1. ALLAH KİMLERİ SEVER?
Bakara 2:195 Allah, iyilik yapanları sevdiğini bildiriyor. Bakara 2:222 Allah, tevbe edenleri ve temizlenenleri sevdiğini bildiriyor. Âl-i İmrân 3:76 Allah, takva sahiplerini sevdiğini bildiriyor. Âl-i İmrân 3:146 Allah, sabredenleri sevdiğini bildiriyor. Âl-i İmrân 3:159 Allah, kendisine güvenip dayananları sevdiğini bildiriyor. Mâide 5:42 Allah, adaletli davrananları sevdiğini bildiriyor.
Mümtehine 60:8 Allah, kendilerine karşı savaşmayan ve onları yurtlarından çıkarmayan insanlara iyilik ve adaletle davranmayı yasaklamadığını; adaletli davrananları sevdiğini bildiriyor.
Dikkat edelim: Allah, sevgisinin ölçülerini kendisi açıklıyor.
2. ALLAH’IN SEVGİSİNİ KAZANMAK SADECE BİR LİSTEYİ EZBERLEMEK MİDİR?
Bakara 2:177’de Allah çok önemli bir açıklama yapıyor. İyiliğin yalnızca yüzleri doğuya veya batıya çevirmek olmadığını; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve elçilere iman etmeyi, malı ihtiyaç sahipleriyle paylaşmayı, sözünde durmayı ve zorlukta sabretmeyi de içerdiğini bildiriyor.
Bu ayet bize iyiliğin kapsamını açıklıyor. Demek ki insanın inandığını söylemesi kadar, inancının hayatına nasıl yansıdığı da önemlidir. Ankebût 29:45’te salatın hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyan yönü açıklanır. Mâûn 107:1-7’de ise dini yalanlayan kişinin yetimi itip kakması, yoksulu doyurmaya teşvik etmemesi ve gösteriş yapması eleştirilir. Öyleyse kendimize soralım: Bir insan ibadet ettiğini söylüyor ama yetimin hakkını gözetmiyorsa, yoksulu görmezden geliyorsa, insanlara haksızlık yapıyorsa Allah’ın bu ayetlerini nasıl anlamalıyız?
3. ALLAH’IN SEVMEDİĞİNİ BİLDİRDİĞİ DAVRANIŞLAR DA VAR
Allah yalnızca sevdiklerini değil, sevmediği davranışları da açıklıyor. Âl-i İmrân 3:57: Zalimleri sevmez. Âl-i İmrân 3:140: Allah, zalimleri sevmez. Nahl 16:23: Kibirlenenleri sevmez. Kasas 28:77: Bozguncuları sevmez. Bakara 2:205: Bozgunculuğu sevmez. Burada önemli bir ölçü ortaya çıkıyor: Allah’ın sevgisini kazanmak isteyen insan, yalnızca kendisine verilen görevleri değil, Allah’ın sevmediğini bildirdiği davranışları da dikkate almalıdır.
4. DİNİN ÖLÇÜSÜNÜ KİM BELİRLER?
Mâide 5:3’te Allah dinin tamamlandığını bildiriyor. En’âm 6:114’te Allah, Kitabı açıklanmış olarak indirdiğini ve hüküm koyma yetkisinin kendisine ait olduğunu bildiriyor. A’râf 7:2-3’te insanlara Rablerinden indirilene uymaları, O’nun dışında velilere uymamaları hatırlatılıyor. Nisâ 4:82’de de Kur’an üzerinde düşünmemiz ve onda çelişki aramamız isteniyor. Öyleyse din adına ortaya konulan her sözü, her şartı ve her uygulamayı Kitabın ölçüsünde incelemek neden yanlış olsun? Camiye giden kardeşimiz de, bir tarikata bağlı olan kardeşimiz de, mezhep görüşünü benimseyen kardeşimiz de, hadis ve fıkıh çalışan kardeşimiz de bu soruyu birlikte düşünebilir. Amacımız kimseyi küçümsemek değil. Amacımız, Allah’ın söylemediğini Allah’a söyletmemek ve Allah’ın açıkladığını da göz ardı etmemektir.
5. ÖYLEYSE BİZ NASIL BİR İNSAN OLALIM?
Allah iyilik yapanları seviyorsa iyilik yapalım. Tevbe edenleri seviyorsa hatamızdan dönelim. Temizlenenleri seviyorsa kendimizi arındıralım. Sabredenleri seviyorsa sabredelim. Adaletli davrananları seviyorsa herkese adaletli davranalım. Takva sahiplerini seviyorsa Allah’a karşı sorumluluğumuzu unutmayalım. Allah’a güvenenleri seviyorsa güvenimizi O’na bağlayalım. Bunları yapan insan hangi camiye gidiyor, hangi mezhebe bağlı, hangi tarikatta bulunuyor diye önce insanı sınıflandırmak yerine, davranışına bakalım. Çünkü Mümtehine 60:8 bize, bize karşı savaşmayan insanlara iyilik ve adaletle davranmayı Allah’ın yasaklamadığını bildiriyor. Hucurât 49:13 ise insanların farklı topluluklara ayrılmasının tanışmaları için olduğunu, Allah katında üstünlüğün takva ile ilgili olduğunu bildiriyor.
SON SÖZÜMÜZ
Birbirimize şu soruyu soralım: Allah’ın sevdiği insan olmayı mı istiyoruz, yoksa Allah’ın sevdiğini söylediği özellikleri araştırmadan, yalnızca gelenekten öğrendiğimiz bir listeyi yerine getirmekle yetinmeyi mi? Beş şartı saymak da, altı şartı saymak da tek başına Allah’ın sevgisini kazandığımızın delili değildir. İmanımızı, davranışlarımızı, adaletimizi, merhametimizi, doğruluğumuzu ve insanlara karşı tutumumuzu Allah’ın Kitabındaki ölçülerle değerlendirelim. Allah’ın sevdiği gibi olalım. Allah’ın sevdiği insanları sevelim. Allah’ın sevmediği davranışlardan uzak duralım. İnsanları mezhebine, tarikatına, etiketine göre değil; adaletine, iyiliğine, dürüstlüğüne ve davranışlarına göre değerlendirelim. Çünkü Allah’ın sevgisini kimin kazanacağını Allah açıklar. Bizim görevimiz O’nun açıklamasını anlamaya çalışmaktır. Kur’an varken, din Allah’ındır. Açıklama da O’nundur.