Cevabını bildiğimiz bir soruyla başlayayım:

Nedir Atatürk düşmanlarının bu karın ağrısı?

Vefatının üzerinden neredeyse 88 yıl geçmesine rağmen ona ve bize bıraktığı değerlere saldırmanın, hakaret etmenin ve düşmanlık beslemenin anlamı nedir?

Dedim ya; aslında cevabını bildiğimiz, ancak başka şeylerle kamufle edilen bir düşmanlıktır bu.

Geçtiğimiz günlerde, Kurtuluş Mücadelesi'nin başladığı Samsun'un Terme ilçesinde bir AKP belediye meclis üyesinin Kemalistler hakkında yaptığı paylaşımı mideme kramplar girerek okudum.

Bulunduğu makamı, Atatürk'ün 1934 yılında birçok Avrupa ülkesinden önce kadınlara tanıdığı seçme ve seçilme hakkına borçlu olan bu zavallı kişi, kendisini "insan" yerine koyan bu büyük öndere duyduğu nefreti kusarken yalnızca cehaletini değil, ahlaki seviyesini de kamuoyuna göstermiş oldu.

Atatürk için "Sevmesen de saygı duy" gibi klişe bir cümleyi asla kurmam. Kendisini bu ülkenin bir evladı olarak gören herkes, söz konusu Atatürk olduğunda; inancını özgürce yaşayabilmesini, birilerinin kulu değil birey olabilmesini, namusunu, onurunu ve haysiyetini borçlu olduğu bu mavi gözlü adama hem sevgi hem de saygı duymak zorundadır.

Eğer bir kişi "Sevmiyorum, saygı da duymuyorum" diyorsa, önce aklını ya da vicdanını sorgulaması gerekir.

İtiraf etmeliyim ki ben de gençliğimin önemli bir bölümünü Atatürk düşmanı olarak geçirdim. Ailemden aldığım ve hiçbir entelektüel yeterliliği olmayan kişilerin Türk milletine yönelik düşmanlıklarını "din" maskesiyle kamufle eden yoğun propagandalarına ben de maruz kaldım.

Ne kadar Atatürk düşmanlığı yaparsam, kendimi Allah'a o kadar yakın hissedeceğimi düşündüğüm dönemler oldu.

Peki sonra ne oldu da Atatürk'ü anladım?

Bu sorunun cevabını ve yaşadığım değişimi başka bir yazımda anlatmayı düşünüyorum.

Dünyanın en tehlikeli ve zararlı insanı, az bilen ama çok inanan insandır. İnanmak kolaydır; bilmek ve öğrenmek ise emek ve zahmet ister. Ne yazık ki bizim ülkemizde de bu zahmete girmek istemeyen, inanmayı bilmeye tercih eden insanların sayısı oldukça fazladır.

Atatürk'ü anlamak ise öncelikle vicdan, akıl ve bilgi; dolayısıyla da biraz emek ister.

Atatürk'ü seven ve anlamaya çalışan herkese esenlikler dilerim.