Bayramların eski tadı kalmadı da bu kadar da tatsız değildi.
Bu bayram da CHP tadında geçti.
Bayramlaşmalar, kim daha çok taraf topladı, uçmayan beyaz güvercin, 78 yaşındaki dededen medet umanlar, Anıtkabir'e yürüyen on binler...
Anıtkabir'deki mozoleye bırakılan çelenkte cepten çıkan CHP title’ı..
Bindirilmiş kıtalarla CHP Genel Merkezi'nin önüne gelen kalabalıkla Güvenpark'taki yüz binlerin birbirine atıfları...
"Tüh kandırıldık" hikâyesinin CHP versiyonu...
Mecliste ilginç bayramlaşmalar, hafta içine ayarlanan planlar, olağanüstü genel kurul olacak mı, grubu kim yönetecek?
Ama en bombası, Mecliste Anayasa'yı değiştirecek salt çoğunluk sağlanacak mı sorularının bolca sorulduğu,
1 Haziran'a nasıl uyanacağımızı düşünerek gireceğimiz günler...
AK Parti'nin bile bu kadar ağır sözlerle eleştirmediği CHP'de,
Sanki mevcut milletvekillerini ve birçok belediye başkanını "Cumhurbaşkanı yardımcılarım" diye birini sağ, diğerini sol tarafına aldığı günleri unutmuş,
78 yaşında, "Pişmanım, fark edemedim" diyen dedemizin,
Hazır eline tutuşturulmuş metinde "Suçlu bulmazsan orada yazanı oku yeter" cümleleri arasında geçen koskoca 9 günlük bayram tatili...
Bunların tümü dışında bir top dondurma, bir külah 250 TL.
Tatil yörelerinde kitlenen trafik ve geçinemeyen halkımızın tatil storyleri...
Kurban da iyiydi ha; "Kaç okka et çıktı?" muhabbetlerinin arasında...
Yeni bir aya merhaba diyoruz.
Canlar, şaka maka ülke bayır aşağı freni patlamış eski Ford kamyon gibi gidiyor.
Nereye çarpar, çarptığı yerde nasıl bir hasar bırakır, belirsiz.
Şu yaşananlar sıcak bir yazın ve erken, baskın bir seçimin habercisi olabilir.
İlaveten, geçtiğimiz haftaki yazımda ve ondan çook çook önce de meclislerde yaptığım sohbetlerde hep söylemişimdir:
"Özgür Bey, yorma kendini. Kur bir parti. Yok mu? Var olan bir partiye as tabelayı. Zaman kaybediyorsun."
Bu yaşananlar uzadıkça, sorunlar bir iken yüz olma evriminde...
Kemal dede otursun koltuğunda.
Ahanda buraya yazıyorum;
İlk seçimde Kemal'in CHP'si yüzde 2'yi geçerse biz de bir şey bilmiyoruz.
Ah be ölüm... Evet, haksın, varsın.
Bu dünya elbet bir han, bizler yolcuyuz da...
Nasıl zamansız, apansız, sessizce koparıyorsun sevdiklerinden sevenleri?
"Burası dünya, burada işleriniz hep yarım kalır" sözünü bize yeniden hatırlatan ölüm...
Biraz da kötüleri yanına bolca alsan olmaz mı?
Sence de dünyada çok fazla kötü yok mu?
Sabahın erken saatlerinde telefonuma gelen bir mesajla irkildim.
Aksaray'ın sevilen, samimi, güler yüzlü bir meslektaşımızı, Fatih Batı'nın ani bir kalp krizi neticesinde sevenlerine sessizce veda ettiğini öğrendim.
Hayat ne garip...
İki gün önce birbirimize bayram tebriği göndermiştik.
Son cümlesi, "Allah razı olsun gardaş" olmuştu.
Ölümü yakıştıramadığımız, duyduğumuzda inanamadığımız kişiler olmuştur hayatımızda.
Allah verdi, Allah aldı diyorum ben; böylesi ölümü yakıştıramadığım abilerime, dostlarıma, sevdiklerime...
Seni tanımak güzeldi.
Bu gidişin çok erken oldu.
Kıymetli Reis Fatih Batı,
Allah'ım gani gani rahmet eylesin.
Mekânın cennet olsun.
Bu dünyadan, Aksaray'dan bir Fatih Batı geçti...
Mevla’m ailesine ve yakınlarına sabırlar versin.
Kalın sağlıcakla...
Hepinizin kirpiklerinden öperim.